omerbey omerbey: kitap
Large toggle button
Previous track button Next track button
Small toggle button
@omerbey
Front End Developer Ama öyle böyle değil

Franz Kafka "Dönüşüm" okuyor...


Yeniler
Yükleniyor...
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mayıs 2021 Çarşamba

Ruh Avcısı



Karanlık siyah bir gerçek
"You are hunters and fishers of souls." Çevireye yapıştırdığınızda Dai aynen şunu demiş "Sizler avcı ve ruh balıkçısısınız." Ender Nail ise şöyle çevirmiş; "Sizler Ruh yakalamaya çalışan avcılarsınız." Biz ingilizce versiyonuna göz atalım bir balıkçılıktan bahsediliyor. Balıkçıların ne yakalamakla uğraştığını söylememe gerek yok internet ortamında bile yer edinmiş fishing kökünden türeyen phishing (oltalama), birilerini elektronik olarak dolandırmaya ağına düşürmeye denir. 
Karanlık siyah bir gerçek
Evet ingilizcesine de baktık köküne de indik anlaşılan burada bir dolandırıcılık dönüyor. Gelelim Türkçesine Ruh avcılığı. Konuyla alakalı herhangi bir yazı bulamadığım için kalem oynattığımı belirtmek isterim. Bu tamlamayı önemli kılan ise dünya düzenini değiştirecek kadar önemli oyunları göremiyor ve her an her saniye her dakika aklımızla oyun oynandığının farkına varamıyor olmamız. Günümüz dünyasının en önemli sorunlarından birisi olan yalnızlığın da bu tuzaklara peşkeş çektiğini de gözlemleyebiliriz. Nedir bu ruh avcılığı, kimdir bu ruh avcısı? Emin olun zeki olduğunu düşündüğünüz veya size yeni bir bilgi gösteren 1000 kişiden 999 u ister istemez ruh avcılığı yapar 1 kişi ise zaten ruh avcısıdır. Eski bir tarihi bilgiyi nasıl yeni ve doğru bir bilgi değiştiriyorsa kafanızın içindeki bilgileri ideolojinizi, siyasi görüşünüzü kimliğinizi hedeflerinizi okuduğunuz kitabı yediğiniz yiyeceği hatta giydiğiniz donu bile bir çırpıda değiştirmek ruh avcısına göre oldukça kolay. Sıradan bir yazı gibi gelse de bu korkunç bir şey. Kaderiniz artık elinizde değil, özgürlüğünüz kısıtlanmış, bir ideolojiye kaydırılmışsınız ve onun tekelinden çıkamıyorsunuz. Zeki insanı kandırmak tahmin edemeyeceğiniz kadar kolaydır. Üzgünüm, siz bu listenin en başında yer alıyorsunuz buna engel olmanız da imkansız sadece bol bol sorgulamayla buna bir duvar örebilirsiniz ama her duvarın bir gün yıkılabileceğini unutmayın. Ebu Ali'nin birinci sözü ruh avcılığından sadece bir örnek 2. sözü ise kanımca daha önemli çünkü yıllardır yaşadığın coğrafyada bunu bilen ve buna dikkat eden bir ruh avcısı var bu ben değilim okuduktan sonra bunu bulmak sana kalmış  "Herkesle kendi kişiliğine ve düşüncelerine uygun biçimde konuşup zihinlerinde kurulu düzenin işleyişiyle ilgili kuşkular uyandırmaya çalışın."  ve ekledi "kimse bir davaya hizmet edemeyecek kadar küçük değildir."

13 Kasım 2020 Cuma

Engereğin Gözündeki Kamaşma'dan


"Babil'de azgınlaşmış insanoğlunun işlediği günahlardan yaka silken melekler Allah'ın huzuruna çıkıp insanları şikâyet etmişler, yüce Tanrı'nın onları cezalandırmasını istemişler. Allah, insanlara verilmiş olan hırs ve nefse dayalı tabiatın meleklerde olmadığını, olsaydı onların da günah işleyeceğini söyleyince itiraz etmiş ve 'Hâşâ Allahım!' demişler, 'Biz olsak günah işlemezdik.' "

"Allah, onlara yanıldıklarını, hırs ve nefsin çok kuvvetli olduğunu ve yeryüzünde insanları baştan çıkaracak türlü güzelliklerin bulunduğunu anlatmaya çalışmış, ama ne kadar anlattıysa da saf melekleri bu işe inandıramamış.

"Bunun üzerine iradesine en güvendikleri iki meleği seçmelerini istemiş ve onlar Harut ile Marut'u seçmişler ve Allah bunları sınamak üzere Babil'e göndermiş.

"Harut ile Marut gündüzleri Babil şehrinde icrayı hükümet eder, geceleri de İsm-i Azam duasını okuyarak gökyüzüne çıkarlarmış.

"Kimse onların melek olduğunun farkında değilmiş ve azgın Babil halkı, gündüz adalet dağıtan meleklerin, geceleri, İsmi-i Azam duası okuyarak gökyüzüne çıktığını bilmiyormuş.

"Harut ve Marut adlı melekler, ilk günler hiç günah işlememişler.
"Birer su damlası kadar temiz ve berrak yaşamışlar; ellerini, gönüllerini ve zihinlerini harama uzatmamışlar.

"Taa ki Zühre gelene kadar...

"Bir gün Zühre adlı, yakıcı güzellikte bir kadın çıkagelmiş ve kocasından boşanmak istediğini söylemiş. Gözlerinde yıldızlar uçuşan, parlak siyah saçları dalga dalga beline dökülen ve görenlerde dalından koparılmış sulu bir elma gibi kütür kütür dişleme isteği uyandıran esmer tenli bir güzelmiş Zühre.
"Gözlerinin geçici körlükle kararmasını göze almayan hiç kimse, Zühre'nin yüzüne uzun süre bakamazmış. "Harut ile Marut bir görüşte vurulmuşlar kadına. Yüreklerini yakıcı bir sevda kavurur olmuş. İkisi birden kadınla yatmak istemişler. Kadına yalvarıp yakarıyorlarmış, ama Zühre razı olmamış; önce dileklerini yerine getirmelerini emretmiş. "Harut ile Marut'un şarap içmelerini ve puta tapmalarını teklif etmiş. Kadının aşkından başı dönmüş olan melekler onun her dediğini kabul etmiş, şarap içip putlara tapmaya başlamışlar. Kadın gene teslim olmamış ve her gece göğe çıkarken okudukları duayı öğretmelerini buyurmuş. Bunu da söylemişler ve Zühre İsm-i Azam duasını okuyarak gökyüzüne çıkınca ulu Tanrı onu bir yıldız yapıp gökyüzüne asıvermiş. İşte geceleri mülkünüzün üzerinde parlayan Zühre yıldızı, melekleri aldatan o güzel kadındır "Kadın kaybolunca melekler ne günah işlediklerini anlayıp pişman olmuşlar ve İdris Peygamber'e başvurup günahlarının bağışlanması için yalvarmışlar. Yüce Allah dualarını kabul etmiş ama dünya ve ahret azaplarından birini tercih etmelerini istemiş. Melekler dünya azabını tercih etmişler. Yüce Allah da onların Babil'deki bir kuyuya baş aşağı asılıp, kıyamet gününe kadar azap çekmelerini buyurmuş. O tarihten beri Harut ile Marut bir kuyuda ters asılmış olarak kıyamet gününü bekler dururlarmış."

Featured

[Featured][recentbylabel2]

Featured

[Featured][recentbylabel2]

Beni Takip Et



Copyright© omerbey.life All rights reserved